1 Aralık 2011 Perşembe

İş Kanunu Gereği Kıdem Tazminatına Hak Kazanamama Halleri

İşçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
Kıdem tazminatı işçinin son aldığı brüt ücret üzerinden hesaplanacaktır.
.
Her 365 günlük süre hesaplamada bir yıl olarak dikkate alınmaktadır.
Kıdem tazminatı hesabında ücret dışındaki parasal hakların son bir yılda ödenenler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekir (Yrg.9.HK:2005/467). Artan süreler ise orantı yapılarak kıdem tazminatı hesabına yansıtılacaktır. Kıdem tazminatı niteliği itibarıyla Borçlar Kanunu, 125.maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımına tabidir (Özdemir,2009).
.
Arızi nitelikte ücret ekleri kıdem tazminatının hesabında nazara alınmaz. Örneğin fazla
mesai, mamul yardımı, tahsil yardımı, işyerinde giyilmek ve kullanılmak üzere verilen iş eşyaları, primler, ücretli izin parası, çalışılan hafta tatili ücreti, yolluk, otel ve ev gideri olarak ödenen paralar, gezici görev ödencesi, belirli sürelerde verilen özendirme ikramiyesi (teşvik ikramiyesi), avans ödemesi gibi daimilik arz etmeyen ödemeler geniş anlamdaki ücret kavramına dâhil olmadıkları için kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmazlar (Yrg. HGK.
2004/124).
.
İş Kanunu kıdem tazminatının ödenmesinde banka zorunluluğu getirmemiştir.
Ancak işçiye yapılacak kıdem tazminat ödeme miktarı 8.000 TL’den fazla ise Vergi Usul Kanunu gereği yapılan ödeme kanaatimce tevsik kapsamında mütalaa edileceğinden banka, özel finans kurumu veya PTT aracılığıyla ödenmesi zorunludur.
.
Giriş
Kıdem tazminatı işçinin iş sözleşmesinin sona eriş biçimine bağlı olarak ve işçinin çalıştığı süre dikkate alınarak ücret tutarına göre ödenen kıdem tazminatı “İş Hukukuna has, işçinin işini kaybetme olgusuna dayalı,kıdem esası üzerine kurulu özel bir tazminat türü” şeklinde tanımlanabilir (Özdemir,2010).
4857 sayılı İş Kanunu 120 ve geçici 6.maddesi gereği “Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanunu 14.maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır” hükmünü içeren yasal düzenlemede bir değişiklik olmamıştır.
.
Kıdem Tazminatı
Yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu 14.maddesi hükmüne göre işçilerin iş sözleşmelerinin:
.
a. İşveren tarafından bu Kanunun 17.maddesinin II numaralı bendinde (4857 sayılı İş Kanunu 25/II. maddesi)gösterilen sebepler dışında,
b. İşçi tarafından bu Kanunun 16.maddesi(4857 sayılı İş Kanunu 24. maddesi) uyarınca,
c. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,
d. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;(İşçinin faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz).
e. Yaş şartı dışında diğer şartları veya yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle feshedilmesi,
f. Kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi,
g. İşçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde, İşçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.
.
Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır.
.
İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır.
Kıdem tazminatı niteliği itibarıyla Borçlar Kanunu,125.maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımına tabidir (Yrg.9.HK:2003/14156).
.
Önceki dönem çalışmalarının kıdem tazminatı ödenerek tasfiye edilmesi halinde aynı dönem daha sonraki hizmet süresine eklenmez ve kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz (Yrg.9.HK:2003/23602).Sonraki çalışmalar yeni bir hizmet akdi olarak kabul edilmelidir (Yrg.9.HK:2003/23630).
.
Kıdem Tazminatının Ödenmesi
İşçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir (Yrg.9.HK:2003/16733). Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır.
.
İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki iş sözleşmesi sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır.
Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması son ücret üzerinden yapılır.
.
Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur.
Son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.
Kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücret belirlenirken, işçinin son bir yıl içindeki ücret ve diğer haklarının toplanarak 365’e bölünerek günlük miktarları bulunmalı ve hesaplama buna göre yapılmalıdır (Yrg.9.HK:2006/21052).
.
Kıdem Tazminatına Hak Kazanılamayan Haller
.
1.En Az 1 Yıl Çalışma
İşçilerin iş sözleşmesi işçi yönünden haklı nedenle sona erse dahi kıdem tazminatı alabilmesi için en az 1 yıl çalışması şarttır.1 yıldan 1 gün bile eksik çalışma olsa kıdem tazminatına hak kazanamazlar (Yrg.9.HK:2005/4441).
.
2.Evlilik ve Askerlik Belgesi İbrazı
Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde iş sözleşmesini fesih etmesi ve kıdem tazminatını işverenden talep etmesi gerekir. Yazılı talebinde işçi evlendiğini belgeleyecektir, aksi halde kıdem tazminat hakkkından yararlanamaz (Yrg.9.HK:2006/18186).
İş sözleşmesini muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle sona erdiren işçide askere gideceğini belgelemek zorundadır. Aksi halde kıdem tazminat hakkından yararlanamayacaktır.
.
3.İşyeri Devri
İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla
yükümlüdür. Devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar.
.
Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.
Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır.
.
İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. İşyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz (Yrg.9.HK:2008/29715).
.
İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi halinde, bu işlem de bir tür işyeri devridir. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmayacaktır (Yrg.9.HK:2007/20491).
.
Özelleştirme işlemi sonuca kamuya ait hislerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Belirtilen işlemde, işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmiş olmaktadır. Bununla birlikte tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yrg.9.HK:2007/19682).
.
Devir ilişkisinde; tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi, devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da mümkündür.
.
Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak kabul edilmelidir (Yrg.9.HK:2009/11809).
.
4.Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Son Bulması
.
Türk hukukunda yargı kararları ile de açıklandığı üzere iş ilişkilerinde asıl olan belirsiz süreli iş sözleşmeleridir. Belirli bir süre konan sözleşmeler, belirli süreli iş sözleşmeleridir. Belirli süreli iş sözleşmesinin varlığını ileri süren taraf bunu ispat ile yükümlü tutulmuştur.
.
Belirli süreli, diğer ifadeyle geçici çalışmalarda kararlaştırılan sürenin sonunda sözleşme bir fesih işlemine gerek olmaksızın kendiliğinden sona ermekte ve iş sözleşmesi süreli olduğundan ihbar ve kıdem tazminatı hakkı da doğmamaktadır. Belirli süreli iş sözleşmeleri iş güvencesi kapsamı dışında olduğundan süre sonunda veya sürenin bitmesinden önce yapılan fesihlerde işe iade davası da açılamaz. Belirtilen nedenlerle belirli süreli çalışma işçi lehine çalışma biçimi değildir. İşçi İş Kanununun sağladığı iş güvencesinden ve tazminatlardan mahrum kalmaktadır (Yrg.9.HK:2005/3625).
.
5.İşverenin Haklı Nedenle İşten Çıkarması
.
İş Kanunu 25.maddesinde ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi belirtilmiştir.
.
Yasal düzenleme gereği ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller;
.
a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.
b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması.
c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84.maddeye aykırı hareket etmesi.
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
i) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.
.
Sonuç
İş Kanununa özgü, işçi yönünden çalışma yaşamının en önemli düzenlemesi olan kıdem tazminatı uygulaması devam ediyor ve kaldırılmasına yönelik bir yasal düzenleme de henüz yoktur.
.
Kıdem tazminatı ile ilgili hususlar kamu düzeni ile ilgili olup hak etmeyen kimseye işverenin rızası ile de olsa kıdem tazminatı ödenemez (Yrg.9.HK:2004/8296). İstifa ve işçinin neden olmaksızın ayrılması kıdem tazminatına hak kazandırmaz (Yrg.9.HK:2005/37913).
.
Ücretsiz izinde geçen süreler kıdem tazminatı hesabında nazara alınamaz (Yrg.9.HK:2006/17346).
Kıdem tazminatına iş sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir (Yrg.9.HK:2004/3905). Devamlılık arz etmeyen arızi ödemelerin ihbar ve kıdem tazminatlarına esas ücretlerin belirlenmesinde nazara alınması mümkün değildir (Yrg.9.HK:2005/4541).
.
İşçinin işyerindeki kıdeminin bir yıldan az olması, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinde sona ermesi, iş sözleşmesinin erkek işçi için muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle, kadın işçi için evlilik nedeniyle son bulması durumunun ispatlanmaması, işyeri devri ile ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle iş sözleşmesinin son bulması durumunda kıdem tazminatına hak kazanılamayacaktır.
.
.
Cumhur Sinan ÖZDEMİR
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Baş İş Müfettişi
Mali Çözüm Dergisi Mayıs- Haziran 2011 Sayı 105

Bedelli askere tazminat yok?

Son günlerin en çok konuşulan konularından birisi de bedeli askerlik oldu. Bedelli askerlikle birlikte, yaklaşık 450 bin kişinin bedelli askerlik beklentisine cevap verilmiş olacak.
Gerçekten çevremde bir çok kişinin mesleki durumlarından dolayı askere gidemediklerini görüyorum. Bedellinin bu durumda olanların mağduriyetlerini çözeceğini düşünüyorum. Ayrıca, en kısa zamanda profesyonel askerin, ordunun çoğunluğunu oluşturması gerekiyor. Yine, diğer bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, öğrencilerin yaz aylarında veya hafta sonlarında temel askerlik hizmetlerini tamamlayarak yaşamlarında askerlik sorununun olmayacağı bir model oluşturulması ve askeri hizmetlerin etkin ve vurucu gücü yüksek profesyonel askerlerce yerine getirilmesinin yararlı olacağı düşüncesindeyim. Askerlikle ilgili düşüncem bu. Ama, şimdi bedelli askerlikten yararlanmayı düşünenlerin bu parayı nereden, nasıl bulacağı konusu önem taşıyor.
Bedelli askerlik uygulamasının yürürlüğe girmesiyle 31 Aralık 2011 itibariyle (bu tarih dahil) 30 yaşından gün alanlar, 30 bin TL karşılığında bedelli askerliğe hak kazanacak ve 21 gün temel askerlik hizmetinden muaf tutulacak. 30 bin TL bedel, başvuru sırasında peşin ödenebileceği gibi, 15 bin TL’si başvuru sırasında, kalan 15 bin TL’si de başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde ödenebilecek. Askerde olanlar yararlanamayacak. Sadece henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış olanlar kapsama alındı. Yasanın resmi gazetede yayınlanıp yürürlüğe girmesinden itibaren bedelli tutarının ödenerek 6 ay içinde askerlik şubesine başvurulması gerekiyor. Yasadan yararlananların yoklama kaçağı ve bakaya durumlarından dolayı haklarında başlatılmış idari ve adli soruşturma varsa, sona erdirilecek. Bedelin yüksekliği dikkate alındığında, bir çok kişinin işyerinden ayrılarak kıdem tazminatını alıp, bedelli parası yapmayı düşündüğü görülüyor.
Kimlerin kıdem tazminatı alabileceği, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde yer almaktadır. Muvazzaf askerlik dolayısıyla iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda kıdem tazminatı alınması mümkündür. Yani, önceki bedelli askerlik uygulamalarında 21 gün temel askerlik hizmeti yapılmasından dolayı kıdem tazminatı ödenebiliyordu. Oysa bu kez 21 gün temel askerlik hizmeti yapılmayacak ve kişiler bedelli askerlik parasını yatırdıklarında bu yükümlülüklerini yerine getirmiş olacaklar. Dolayısıyla da muvazzaf askerlik dolayısıyla iş sözleşmesi feshedilmediği için kıdem tazminatı da ödenmeyecek.
Askerliği borçlanan vergiden düşebilir mi?
Bedelli askerlik yapanların bu hakları yanında, askerliğini fiilen yapanlar için de askerlikte er veya erbaş olarak silah altında yapanların da borçlanma hakkına değinmek istiyorum. Er veya erbaş olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen sürelerin emeklilik açısından borçlandırılması mümkündür. Askerlik yapmayanlar, muaf tutulanlar askerlik borçlanması yapamazlar. Borçlanma, günlük asgari ücret ile günlük asgari ücretin 6.5 katı arasında olmak üzere, sigortalının belirleyeceği günlük kazancın yüzde 32’sinin, borçlanılacak gün sayısı ile çarpılması suretiyle hesaplanacak.
Örneğin, asgari ücret 01.07.2011’den itibaren 837,00.-TL oldu. Bu tutar üzerinden hesaplama yapıldığında, 18 aylık askerlik borçlanması yapan bir 4/a sigortalısının (SSK’lı), en az 837,00.-TL X 0,32 = 267,84 TL üzerinden 18 aylık askerlik borçlanması karşılığı 18 X 267,84 = 4.821,12 TL olacaktır. Bunun bir ay içinde ödenmesi gerekiyor. Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacak.
Sigorta başlangıç tarihinden önce askerlik yapanların borçlanmaları halinde, hem sigortalılığın başlangıç tarihi borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür, hem de prim gün sayısı artar. Ancak askerden önce sigortalı olanlar için sadece prim gün sayısında artış getirir.
SGK’ya ödenen askerlik borçlanması priminin (ücretin gerçek safi tutarının hesaplanması sırasında) gider olarak indirilmesi gerekir.
Emeklilik aidatı ve sigorta primlerinin gider olarak indirilmesi kanunen kabul edilmiş olan kurumlara, kanunlarında öngörülen şekilde ücretten kesilmek suretiyle ödenen borçlanma aidat ve primlerinin miktarına ve nispetine bakılmaksızın, kesildiği aya ait gelir vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekir. Aidat toptan ödenmişse, tutara ulaşılıncaya kadar bu miktarın ücretlerin, vergiye tabi tutarından indirimi mümkün.
Resul Kurt

10 Ekim 2011 Pazartesi

Komisyon Ücretlerinde KDV Tevkifatı


T.C.
NEVŞEHİR VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü


Sayı : B.07.4.DEF.0.50.10.00-KDV-2-2 06/09/2011
Konu : Komisyon Ücretlerinde KDV Tevkifatı
Turizm seyahat acentelerine ödenen komisyon ücretlerine KDV tevkifatı yapılıp yapılma

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; sıcak hava balonu işletmeciliği yaptığınız, turizm seyahat acentelerine ödediğiniz komisyonlar karşılığında almış olduğunuz faturalarda, 110 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (B) bölümünde yapılan düzenlemeler uyarınca KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi istenilmektedir.
110 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (B/2) Tevkifat Uygulaması başlıklı bölümü ile turizm acentesi, rehber ve benzerlerince verilen bu Tebliğin (B/1) bölümündeki düzenlemeye konu hizmetlerde, KDV Kanununun (9/1) maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, bu Tebliğin yayımını izleyen günden itibaren geçerli olmak üzere, (2/3) oranında KDV tevkifatı uygulanması uygun görülmüştür.
.
Buna göre; turizm acentesi, rehber ve benzerleri tarafından turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara/mağazalara götürme karşılığında bu işletmelerden alınan bedeller üzerinden hesaplanan KDV tutarına (2/3) oranında tevkifat uygulanarak işletmeler tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
Söz konusu Tebliğdeki bu düzenleme uyarınca, Şirketinize getirilen turist kafileleri için, seyahat acentesi, rehber ve benzeri kişilere yapılan ödemelere ait KDV nin tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Doktora mecburi hizmet senedi




Doktora mecburi hizmet senedi

KHK taslağındaki hükümler doktoru zorlayacak. Uzmanlık eğitimini yapan hekimler senet imzalayacak. Mecburi hizmetini yerine getirmeyen asistan, devlete tazminat ödeyecek
Tam gün şokunu yaşayan doktorları üzecek yeni kararname de yolda. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) taslağındaki dikkat çekici iki yeni düzenleme, hekim dünyasında çok tartışılacak. Mezun olduktan hemen sonra 300 ila 600 gün arasında değişen sürelerde mecburi hizmetlerini yapan ve ancak o zaman diplomalarını alabilen hekimler, aynı zamanda uzman hekim olduktan sonra da mecburi hizmet yapmak zorundalar.
Mecburi hizmetini tamamlamayan hekimlerin mesleklerini icra etmelerine ne devlet kadrolarında ne de özel sektörde izin veriliyor.
Türkiye’de, mezun olmasına karşın; diplomasını mecburi hizmetini tamamlamadan alamayan tek meslek grubu olan hekimler şimdi bir zorunlulukla daha karşı karşıya. Yeni kararname taslağında ‘uzmanlık eğitimi yaptırılmasını’ düzenleyen maddede bir de senet imzalama zorunluluğu getirildi. 4 yıllık uzmanlık eğitimini yapan doktorlardan, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi’ alınacak. Böylece doktorun mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden görevinden ayrılması, müstafi sayılması, görevine son verilmesi veya devlet memurluğundan çıkarılması halinde, o güne kadar kendisine bakanlıkça yapılan tüm ödemeler faiziyle birlikte tahsil edilecek. Mecburi hizmetini yapmayan hekim, sadece mesleğinden olmayacak bir de üzerine senet ödeyecek.
YETERSİZ DOKTORA EĞİTİMBir başka düzenleme de Sağlık Meslekleri Kurulu ile ilgili. Kurul, mesleğinde yetersizliği tespit edilenlerle dikkatsiz ve özensiz davranışla ölüme veya fonksiyon kaybına neden olanların, mesleki yeterlilik eğitimine tutulmasına karar verebilecek. Sınavda başarısız olanlar meslek icrasından men edilecek.
Dilek GEDİK / ANKARA
kaynak : http://www.aksam.com.tr/doktora-mecburi-hizmet-senedi–72303h.html

Anonim Şirketlerin hisselerini geri alması hakkında

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giriyor.
Yürürlüğe giren maddelerden biri de “anonim şirketlerin kendi hisse senetlerini geri almalarıyla” ilgili..
Şu anda yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 329. Maddesi, bazı özel durumlar/istisnalar dışında, anonim, şirketlerin kendi hisse senetlerini geri almalarını yasaklıyor. Bu yasağı öngören yasa hükmü “emredici nitelikte” olup, yasağa uyulmaması halinde yapılan işlemin geçersizliği söz konusu.
.Ancak 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 379. maddesi ile bu uygulama ve bir anonim şirketin yüzde 10 oranını aşmayacak şekilde kendi hissesini geri almasına olanak sağlandı.
Buraya kadar tamam ama o da ne?
.Sermaye Piyasası Kurulu’nun 10 Ağustos 2011 tarihli toplantısında aldığı ilginç bir kararla, payları İMKB’de işlem gören anonim şirketlerin, kendi paylarını geri alabilmelerine, olanak sağlandı.
Başka bir anlatımla, 1 Temmuz 2012 tarihi gelmeden, “anonim şirketlerin kendi hisselerini geri alabilmelerine” ilişkin uygulama başlatıldı.
.İşte yazımızın başlığında “1 Temmuz 2012 tarihi geldi mi gelmedi mi?” derken, vurgulamak istediğimiz olay buydu..
1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek yasa hükmünü, Sermaye Piyasası Kurulu yürürlüğe koydu bile (Bu konuda ayrıca Doç.Dr.Korkut Özkorkut’un, BATİDER’in Ekim 2011 sonunda çıkacak olan sayısında yayımlanacak makalesine bakılmasında yarar var).
.
NE OLACAK ŞİMDİ?
.Şu anda, payları borsada işlem gören şirketlerin; grup şirketleri vasıtasıyla kendi paylarını almalarının mümkün olduğunu ve yatırım ortaklıkları ile aracı kurumların, kendi paylarını geri alabildiğini göz önüne alan ve pay geri alımlarının özellikle son dönemde dünya borsalarında ve İMKB’de görülen yoğun fiyat hareketlerinde, şirket pay fiyatlarındaki dalgalanmaların dengelenmesi yönünden şirketlere olanak sağlanması düşüncesiyle, Sermaye Piyasası Kurulu, yasa yürürlüğe girinceye kadar ortaya çıkabilecek sorunları gidermek amacıyla “iyi niyetli olarak”, böyle bir karar almış. Karar iyi niyetli ama hukuki açıdan “temelsiz ve yok hükmünde” olduğu da ayrı bir gerçek.
Yasa; “anonim şirketlerin kendi paylarını geri alabilmeleri 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girer” diyor. SPK ise 10 Ağustos 2011 tarih ve 26/767 sayılı kararıyla, “10 Ağustos 2011’de yürürlüğe koyuyorum” diyor!..
VERGİ BOYUTUOlayın bir de vergi boyutu var.Hisse senetleri borsada işlem gören bir şirket (aracı kurumlar ve yatırım ortaklıkları hariç) kendi paylarını SPK kararına uyarak örneğin 10 Ekim 2011’de satın aldı ve “zarar” etti diyelim. Bu zarar ne olacak?
Maliye olaya, yürürlükteki yasa hükümleri açısından bakar.
.
Böyle olunca inceleme elemanı, şirketin gider yazdığı milyonlarca lira zararı “kanunen kabul edilmeyen gider” olarak nitelendirip, şirkete ciddi tutarda vergi ve ceza uygular.
.Hisse senetleri borsada işlem gören şirketler aman dikkat!..Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe gireceği 1 Temmuz 2012’ye kadar bekleyin.
Boşu boşuna “Efendim, SPK kararı vardı, ona göre hareket ettik” demeyin. Maliyeciler, ortada yasa varken karara itibar etmezler, basarlar vergiyi ve cezayı…
.ŞÜKRÜ KIZILOT
Hürriyet.com