kdv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kdv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Ayni Sermaye Olarak Konulan Gayrimenkullerde KDV Hesaplanacak Mıdır?


Soru: Gayrimenkullerin ayni sermaye olarak konulmasında vergilendirme   
Cevap:        KDV Kanununun;
            1 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinde;ticari, sınai, ziraifaaliyetve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında da, ticari, sınaî, ziraî faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre; Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği,
            2/1 inci maddesinde teslimin; bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adınahareketedenlerce alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,
            hükme bağlanmıştır.
            Buna göre, iktisadi bir işletmenin aktifine kayıtlı veya envanterine dahil bulunan bir taşınmazın ayni sermaye olarak bir başka iktisadi işletmeye konulmak suretiyle teslimi genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi bulunmaktadır.
            Ayrıca iktisadi bir işletmenin aktifine kayıtlı veya envanterine dahil bulunmasa dahi devamlı surette taşınmaz alım satımı faaliyetinde bulunulması (bir başka deyişle ticari nitelik arz edecek şekilde taşınmaz tesliminde bulunulması) halinde, söz konusu işlem Kanunun 1/1 inci maddesi hükmüne göre KDV ye tabi tutulacaktır.
            Ancak, iktisadi bir işletmeye dahil olmayan şahsi malların mevcut veya yeni kurulacak bir şirkete ayni sermaye olarak konulması, devamlı surette taşınmaz alım satımı ile uğraşılmaması kaydıyla KDV nin konusuna girmemektedir.
             Dolayısıyla, örneğin KDV mükellefi olmayan bir şirketin ortağının şahsına kayıtlı gayrimenkulünü ortağı olduğu şirkete ayni sermaye olarak devri, KDV nin konusuna girmediğinden söz konusu devir işleminde KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır. 
Koray ATEŞ
SMMM-E. Öğretim Görevlisi
Akdeniz Denetim YMM Ltd.Şti.
Fax:0224 224 53 54
korayates@muhasebetr.com

23 Haziran 2012 Cumartesi

KDV tevkifatı : Kısmi tevkifat


Geçen haftaki yazımızda, 14 Nisan 2012 Tarih ve 28264 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 117 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile KDV tevkifat uygulamasına ve bu uygulamadan doğan iade taleplerinin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği açıklanmış ve 1 Mayıs 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren söz konusu tebliğdeki düzenlemelerden 'tam tevkifat' konusuyla ilgili açıklamalarımız yapılmıştı. Bu haftaki yazımızda ise anılan düzenlemelerden kısmi tevkifat konusuyla ilgili açıklamalar yapılacaktır.
1- Kısmi tevkifat uygulamasında sorumlu tutulacaklar
Kısmi tevkifat uygulaması kapsamında KDV tevkifatı yapmak üzere sorumlu tutulabilecekler iki grup halinde sayılmış olup, tevkifat uygulaması kapsamındaki her bir işlem bazında tevkifat yapacaklar, söz konusu gruplardan birine veya ikisine veyahut söz konusu gruplar kapsamında olan bazı sorumlulara atıf yapılmak suretiyle tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilmiştir. Dolayısıyla, aşağıda özet olarak belirtilen kısmi tevkifata tabi hizmetlerden ya da mal teslimlerinden bütün mükellefler tevkifat yapmakla sorumlu tutulmamış olabilirler. Bu nedenle, aşağıda sayılan ve kısmi tevkifata konu olacak işlemlerde bu mal ya da hizmeti satın alanların bu işlemlerinde KDV tevkifatı yapıp yapmayacaklarına karar verirken tebliğin her bir hizmet ifası ya da mal teslimi ile ilgili bölümündeki düzenlemelere bakması gerekecektir.
Kısmi tevkifat kapsamında sorumlu tutulabilecek iki grup aşağıdadır:
a) KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dahil
değildir.)
b) Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olsun olmasın):
- 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların teşkil ettikleri birlikler, belediyelerin teşkil ettikleri birlikler ile köylere hizmet götürme birlikleri,
- Yukarıda sayılanlar dışındaki, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları,
- Döner sermayeli kuruluşlar,
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
- Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları,
- Bankalar,
- Kamu iktisadi teşebbüsleri (Kamu İktisadi Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri),
- Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar,
- Organize sanayi bölgeleri ile menkul kıymetler, vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar,
- Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan idare, kurum ve kuruluşlara ait olan (tek başına ya da birlikte) kurum, kuruluş ve işletmeler,
- Payları İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören şirketler,
Yukarıda sayılan belirlenmiş alıcıların birbirlerine karşı yaptıkları teslim ve hizmetlerde (şirketleşenler dahil, profesyonel spor kulüplerince yapılanlar hariç), KDV tevkifatı uygulanmayacaktır.

2- KDV tevkifatı uygulanacak hizmetler
- Yapım işleri ile bu işlerle birlikte ifa edilen mühendislik-mimarlık ve etüt-proje hizmetleri (Tevkifat Oranı: 2/10) (Sadece, yukarıda "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Etüt, plan-proje, danışmanlık, denetim ve benzeri hizmetler (Tevkifat oranı: 9/10) (Sadece, yukarıda "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Makine, teçhizat, demirbaş ve taşıtlara ait tadil, bakim ve onarım hizmetleri (Tevkifat oranı: 5/10) (Sadece, yukarıda "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Yemek servis ve organizasyon hizmetleri (Tevkifat oranı: 5/10) (Sadece, yukarıda "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- İşgücü temin hizmetleri (Tevkifat oranı: 9/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Yapı denetim hizmetleri (Tevkifat oranı: 9/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Fason olarak yaptırılan tekstil ve konfeksiyon işleri, çanta ve ayakkabı dikim işleri ve bu işlere aracılık hizmetleri (Tevkifat oranı: 5/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
-Turistik mağazalara verilen müşteri bulma / götürme hizmetleri (Tevkifat oranı: 9/10) (Yukarıda "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Spor kulüplerinin yayın, reklâm ve isim hakki gelirlerine konu işlemleri (Tevkifat oranı: 9/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmetleri (Tevkifat oranı: 7/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Servis taşımacılığı hizmeti (Tevkifat oranı: 5/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Her türlü baskı ve basım hizmetleri (Tevkifat oranı: 5/10) (Sadece, yukarıda "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan hizmetlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Yukarıda belirlenenler dışındaki hizmetler (Tevkifat oranı: 5/10) (KDV mükellefleri tarafından, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruşlara ifa edilen ve yukarıda belirtilmeyen diğer bütün hizmet ifalarında söz konusu idare, kurum ve kuruşlar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.)

3- KDV tevkifatı uygulanacak teslimler
- Külçe metal teslimleri (Tevkifat oranı: 7/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan teslimlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Bakır, çinko ve alüminyum ürünlerinin teslimi (Tevkifat oranı: 7/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan teslimlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Hurda ve atık teslimi (Tevkifat oranı: 9/10) (Metal, plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda ve atıklarının teslimi KDV Kanunu'nun (17/4-g) maddesi gereğince KDV'den müstesnadır. Ancak, bu malların teslimi ile ilgili olarak aynı kanunun (18/1) maddesine göre istisnadan vazgeçilmesi mümkündür. İstisnadan vazgeçenlerin metal, plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda ve atıklarının yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan teslimlerinde tevkifat yapılacaktır.)
- Metal, plastik, lastik, kauçuk, kâğıt ve cam hurda ve atıklardan elde edilen hammadde teslimi (Tevkifat oranı: 9/10) (Söz konusu ürünlerin teslimleri, KDV Kanunu'nun (17/4-g) maddesi kapsamında olmayıp, genel oranda (%18) KDV'ye tabi bulunmaktadır. Bunların, ithalatçıları tarafından tesliminde tevkifat uygulanmayacak, sonraki safhaların teslimleri ise tevkifata tabi olacaktır. Anılan malların yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan teslimlerinde tevkifat yapılacaktır.)
- Pamuk, tiftik, yün ve yapağı ile ham post ve deri teslimleri (Tevkifat oranı: 9/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan teslimlerde tevkifat yapılacaktır.)
- Ağaç ve orman ürünleri teslimi (Tevkifat oranı: 9/10) (Yukarıda gerek "a" grubunda sayılan KDV mükelleflerine gerekse "b" grubunda sayılan belirlenmiş alıcılara yapılan teslimlerde tevkifat yapılacaktır. Ancak, söz konusu malların ithalatçıları tarafından tesliminde tevkifat uygulanmayacaktır.)

4- Tevkifatta alt sınır ve fatura düzeni
Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren ve yukarıda sayılan her bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL'yi aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmayacaktır. Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılacaktır.
Tevkifata tabi işlemler dolayısıyla satıcılar tarafından düzenlenecek belgelerde; "İşlem bedeli, hesaplanan KDV, tevkifat oranı, alıcı tarafından tevkif edilecek KDV tutarı, tevkifat dahil toplam tutar ve tevkifattan sonra tahsil edilmesi gereken toplam bedel (tevkifat hariç toplam tutar)" ayrıca gösterilecektir.
Bu fatura satıcı açısından, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV'ye tevkifat uygulandığını tevsik eden belge mahiyetini de taşımaktadır.

5- Beyan
Tevkifata tabi tutulan KDV, alıcılar tarafından tevkifata tabi işlemin vuku bulduğu tarihi içine alan vergilendirme dönemine ait 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilecek ve ödenecektir. Ödenen KDV 1 nolu beyanname üzerinden indirilecektir.
6- Tevkifata tabi işlemlerde KDV iadesi
Kısmi tevkifat uygulamasından doğan KDV alacaklarının mükellefe iade edilebilmesi için, satıcının tevkifat uygulanmayan KDV tutarını 1 No.lu KDV beyannamesi ile beyan etmiş olması, alıcının da yaptığı tevkifatla ilgili 2 No.lu KDV beyannamesini vergi dairesine vermiş olması zorunludur.
İade taleplerinin yerine getirilmesinde, alıcı tarafından 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV'nin ödenmiş olması şartı aranmayacaktır. İade nakden alınabileceği gibi mahsuben de alınabilecektir.

KAYNAK : AKİF AKARCA / DR.MEHMET ŞAFAK / VERGİNİN GÜNDEMİ / DÜNYA GAZETESİ 

13 Haziran 2012 Çarşamba

Manzaralı ev ile bodrum kattaki dairenin KDV’si aynı olur mu?

SON haftaların en çok tartışılan konularından biri de; konutlardaki KDV oranı ile ilgili.
Olay çok yeni olduğu ve Sayın Cumhur-başkanı’nda imza aşamasında olduğu için çok kişi ayrıntılarını bilmeyebilir.
OLAY NE?
29 Mayıs 2012 tarihinde TBMM’ de kabul edilen ancak henüz Cumhurbaşkanı’nca onaylanmayan yasa maddesine göre; “..inşaat işinin yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yer esas alınarak” konutun, KDV’ye esas değeri bulunacak (6322 sayılı Kanun Md.22).
Vergi değeri ise; bina ve arazinin (arsanın) Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine göre belirlenen “emlak vergisi değeri” olarak belirtiliyor (Vergi Usul Kanunu Md.268).
Özet olarak, vergi kanunlarına yani Vergi Usul Kanunu ve Emlak Vergisi Kanunu’na göre, gayrimenkulün vergi değeri; emlak vergisi değeri ne ise o oluyor.
ÇELİŞKİ NEREDE?
Hangi birisi, o kadar çok ki..
Daha önce yazdık, emlak vergisi yönünden vergi değeri; aynı binadaki “Boğaz manzaralı” ev için de bodrum kattaki “güneş görmeyen” ev için de aynı!
Şimdi KDV yönünden de aynı olacak!
Daha açık bir anlatımla, Boğaz manzaralı 100 m2 ev ile ikinci bodrum kattaki 100m2’lik bırakın Boğaz’ı görmeyi güneş bile görmeyen evin KDV’si aynı olacak!
Yasa maddesindeki “vergi değeri” kavramından bu sonuç ortaya çıkıyor!..
Konutlarda emlak vergisi oranı binde 1 veya (Büyükşehir belediyeleri sınırları içinde) binde 2 olduğu için bodrum katta evi olanı zorluyor ama “perişan” etmiyor. KDV oranına gelince olay değişiyor. KDV binde değil yüzde olarak uygulandığı ve oranı da 18 olduğu için alıcıyı perişan eder.
DOĞRUSU NE?
KDV uygulaması yönünden doğrusu, KDV Kanunu Madde 20’de yazılı.
Buna göre, KDV matrahı; konutun bedelidir.
Bedel deyimi ise, teslim edilen konut karşılığı alınan veya borçlanılan para ve para
ile temsil edilebilen değerler oluyor.
KDV’de oran uygulamasında “emlak vergisi değeri”, yanlış bir tanım oluyor.
Bu olayda, bir başka doğru ise; yapılan düzenlemeden vazgeçilmesidir.
Daha önce de yazdık; konutlarda KDV, konutun alım-satıma esas değeri üzerinden alındığı için 1 milyon liraya konut alan bir kişi, 50 bin liraya konut alandan 20 kat fazla KDV ödüyor. Yeni yasa yürürlüğe girip, Kararname de çıkınca 360 kat fazla KDV ödeyecek.
Bu da; bedelin “düşük gösterilip, aradaki farkın açıktan alındığı” satışlara neden olacak. Hem KDV hem de gelir veya kurumlar vergisi kaybı doğacak. Kayıt dışılık artacak. Düşük bedelle satış gösteremeyenler aleyhine “haksız rekabet” oluşacak. Talep gerileyecek, istihdam azalacak.
Ekonominin “lokomotifi” olan inşaat sektörü ve buna bağlı sektörler, sonuçta Türkiye ekonomisi, bu düzenlemeden olumsuz yönde etkilenecek.
Bizden uyarması..
Şükrü Kızılot

26 Ocak 2012 Perşembe

İskonto ve ciro prim faturalarında uygulanacak KDV oranı değişikliği

Bilindiği üzere, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25′inci maddesi hükmüne göre; teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticarî teamüllere uygun miktardaki iskontolar katma değer vergisi matrahına dahil değildir. Dolayısıyla, ticarî teamüllere uygun miktardaki iskontolar fatura bedelinden indirilerek kalan bedel üzerinden katma değer vergisi hesaplanır.
Anılan iskontolar fatura üzerinde gösterilmeyip, yılsonunda veya belli bir dönem sonunda yapılıyorsa bu takdirde, alıcı satıcıya bu iskonto tutarı için fatura düzenlemektedir. Bu gibi durumlarda, daha önce 26 seri Nolu KDV Tebliği’nin “L” bölümünde aşağıdaki açıklamalar yer alıyordu:
“Fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonralarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yılsonu iskontosu gibi adlarla) yapılan ödemeler ise katma değer vergisine tabi olacaktır. Zira, bu tür bir iskonto doğrudan satılan malla ilgili değildir. Burada söz konusu olan iskonto, firmanın yaptığı ek bir çalışmanın ya da çabanın sonucu olarak doğmaktadır. Dolayısıyla yapılan iş ana firmaya karşı verilen bir hizmettir. Çünkü ana firma ile satıcı firma arasında düzenlenen sözleşmeye göre (yazılı veya sözlü), satıcı firma sözleşmenin hükümlerine uygun olarak belli bir çabayı göstermiştir ki (belli bir hizmeti vermiştir ki) ek ödemeye (iskontoya) hak kazanmıştır.
Bu nedenle, yukarıda belirtilen şekilde uygulanan ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 4′üncü maddesi çerçevesinde “hizmet” kapsamına giren bu işlemlere ait iskontolar, aynı kanunun 1/1. maddesi uyarınca vergiye tabi tutulacaktır.”
Anılan tebliğ düzenlemeleri uyarınca, bu tür ciro primleri ve iskonto uygulamaları, satışa konu olan mal ya da hizmetten bağımsız başka bir hizmetin bedeli olarak kabul edildiği için bu işlemlere ilişkin faturalarda %18 KDV oranı uygulanıyordu.
Bu durumda, örneğin; satış esnasında geçerli olan sözleşme uyarınca, satış işleminin gerçekleştiği dönemden sonra, bu satış için uygulanacak %20 oranındaki iskonto ile aynı orandaki iskontonun satış esnasında uygulanması arasında da farklı sonuçlar doğmaktaydı. Öncelikle, satıştan sonra yapılan bu iskontolar ayrı bir hizmetmiş gibi değerlenmekte ve teslim edilen maldan bağımsız olarak %18 genel kdv oranına tabi tutulmaktaydı. Dolayısıyla, malın satışı esnasında uygulanan KDV oranı %8 (ya da %1) iken, sonradan faturalanan iskontoda %18 oranı uygulanmaktaydı. Halbuki aynı iskonto mal teslimi sırasında düzenlenen fatura üzerinde gösterildiğinde, KDV matrahı bu tutar kadar azaldığı için yapılan bu iskonto tutarı üzerinden KDV hiç hesaplanmamaktaydı.
Ancak, Mali İdare, bize göre de doğru olmayan ve daha önceki yazılarımızda eleştiri konusu yapılan bu anlayışını 19 Ocak 2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 116 Seri Nolu KDV Genel Tebliği ile değiştirmiş ve eski anlayışından vazgeçerek 26 nolu Tebliğin yukarıdaki bölümünü iptal etmiştir.
Anılan 116 Seri Nolu Tebliğ’in “6.2 Fatura ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilmeyip, Yıl Sonlarında, Belli Bir Dönem Sonunda ya da Belli Bir Ciro Aşıldığında Yapılan İskontolar” başlığı altındaki bölümünde şu açıklama yapılmıştır:
“KDV Kanunu’nun 35′inci maddesi ile KDV matrahında çeşitli sebeplerle değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükelleflerin, bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükelleflerin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltebilmelerine imkân sağlanmıştır.
Fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yılsonlarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yılsonu iskontosu gibi adlarla) yapılan iskontolar esas itibariyle, asıl işleme ilişkin KDV matrahının değişmesi sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla, KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu bu gibi durumlarda KDV Kanunu’nun 35′inci maddesine göre düzeltme yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla, fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmeyip belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında yapılan iskontolar nedeniyle KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu hallerde düzeltme işlemi, alıcı tarafından satıcı adına bir fatura ve benzeri belge düzenlenmek ve bu amaçla düzenlenecek belgede, KDV matrahında değişikliğe neden olan iskonto tutarına ilk teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlem için geçerli olan KDV oranı uygulanmak suretiyle yapılacaktır.”
Bu tebliğ düzenlemesi uyarınca, 19 Ocak 2012 tarihinden itibaren düzenlenecek bu türden iskonto ya da ciro primi faturalarında, artık %18 oranı değil, daha önce satışı yapılan ürüne ait olarak satış anında uygulanmış KDV oranı ne ise o uygulanacaktır. Başka bir deyişle, bu tür ciro primlerinde daha önceki mal tesliminde ya da hizmet ifasında düzenlenmiş faturada belirtilenkdv oranı uygulanmakla, daha önce yapılmış olan işleme ilişkin kdv matrahında düzeltme yapılmış olacaktır.
Bu anlamda, zincir marketler ya da bayiler vb satış dağıtım kanalından ya da diğer kişi ve kurumlardan gelecek bu tür ciro prim ya da iskonto faturalarında uygulanacak kdv oranı konusunda karşı tarafın uyarılmasında ve düzenlenecek faturalarda %18 değil, satışa konu olmuş olan mal ya da hizmet için daha önce uygulanmış olan kdv oranının esas alınmasını sağlamakta yarar vardır.
Mali İdare’nin atmış olduğu bu adım, yasaların doğru yorumlanması anlamında, oldukça olumludur. Öte yandan, 06 Ocak 2011 tarihli DÜNYA Gazetesi’nde yayımlanan yazımızda değinildiği üzere; bu tür ciro primi ya da iskontosu ile ilgili olarak, Mali İdare’ce daha önce yazılan ve vergi dairelerine tamim olarak gönderilen, “indirimli orana tabi teslimlerden sonra ortaya çıkan ciro primi, kur farkı, vade farkı, faiz vb giderlerle ihracatçı firmaya ödenen komisyon giderlerine ilişkin olarak KDV’nin iade hesabına dahil edilip edilemeyeceği” hususundaki yazısında belirtilen “Fatura ve benzeri belgelerde gösterilmeyip yıl sonlarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında fazla bir çalışmanın ya da çabanın sonucu olarak ödenen ve teslim edilen malla ilgisi bulunmayan ciro primlerinin, doğrudan indirimli orana tabi işlemle ilgisi olmadığından ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra ortaya çıktığından bu kapsamdaki iade hesabına dâhil edilmesinin söz konusu olmayacağı” şeklindeki anlayışının da, 116 Seri Nolu KDV Genel Tebliği’nde benimsenen görüşler de dikkate alınarak, tekrar gözden geçirilmesi ve bu konudaki görüşünün de açıklanması bir başka olumlu adım olacaktır.
 AKİF AKARCA – MEHMET ŞAFAK / DÜNYA

10 Ekim 2011 Pazartesi

Komisyon Ücretlerinde KDV Tevkifatı


T.C.
NEVŞEHİR VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü


Sayı : B.07.4.DEF.0.50.10.00-KDV-2-2 06/09/2011
Konu : Komisyon Ücretlerinde KDV Tevkifatı
Turizm seyahat acentelerine ödenen komisyon ücretlerine KDV tevkifatı yapılıp yapılma

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; sıcak hava balonu işletmeciliği yaptığınız, turizm seyahat acentelerine ödediğiniz komisyonlar karşılığında almış olduğunuz faturalarda, 110 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (B) bölümünde yapılan düzenlemeler uyarınca KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi istenilmektedir.
110 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (B/2) Tevkifat Uygulaması başlıklı bölümü ile turizm acentesi, rehber ve benzerlerince verilen bu Tebliğin (B/1) bölümündeki düzenlemeye konu hizmetlerde, KDV Kanununun (9/1) maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, bu Tebliğin yayımını izleyen günden itibaren geçerli olmak üzere, (2/3) oranında KDV tevkifatı uygulanması uygun görülmüştür.
.
Buna göre; turizm acentesi, rehber ve benzerleri tarafından turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara/mağazalara götürme karşılığında bu işletmelerden alınan bedeller üzerinden hesaplanan KDV tutarına (2/3) oranında tevkifat uygulanarak işletmeler tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
Söz konusu Tebliğdeki bu düzenleme uyarınca, Şirketinize getirilen turist kafileleri için, seyahat acentesi, rehber ve benzeri kişilere yapılan ödemelere ait KDV nin tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

15 Eylül 2011 Perşembe

Son KDV açıklamaları


Mevzuatın toplanması çalışmaları
Ekonomik ve sosyal değişime paralel olarak, çok sayıdaki vergi düzenlemeleri, vergi sistematiğini bozmakta, mevzuatın dağılmasına, izlenebilir olmaktan uzaklaşmasına yol açmaktadır.


Bu olumsuz durumun önlenmesi için bir süre önce Kurumlar Vergisi Kanunu’nun yeniden yazılıp yasalaşmasıyla başlayan gelişmeler, başta Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu olmak üzere diğer vergi kanunlarının yeniden yazılması çalışmalarıyla devam etmektedir.
Bir başka çalışma, ikincil mevzuatın yenilenmesiyle ilgilidir. Bu kapsamda her bir kanuna ilişkin genel tebliğler tek tebliğde toplanmaya çalışılmaktadır. 6183 sayılı Kanunla ilgili tebliğler tek tebliğde toplanmış, KDV tebliğlerinin konularına göre farklılaştırılarak birkaç tebliğde toplanması çalışmaları da bildiğimiz kadarıyla belli bir aşamaya gelmiştir.
Benzer bir çalışma sirküler konusunda da yapılmaktadır. Çalışmanın ilk ürünü 2003, yılından bugüne kadar yayımlanan 59 sirkülerin tek sirkülerde toplanmasıyla ortaya çıkmıştır.
Yeni yayımlanan 60 sayılı KDV sirküleriyle, daha önce yayımlanan 59 sirküler yürürlükten kaldırılmış, söz konusu sirkülerlerde yer alan açıklamalar tek sirkülerde toplanmıştır.
60 sayılı sirkülerin içeriği
60 sayılı KDV sirkülerinde esas olarak kaldırılan sirkülerlerde yer alan açıklamalar, ifadeleri değiştirilerek veya olduğu gibi korunarak yer almıştır.
Bunun yanında sirkülerde, yeni bazı konulara ilişkin önemli açıklamalara da yer verilmiştir.
Sirküler orta büyüklükteki bir kitap boyutundadır. Bu büyüklükteki bir dokümanda yer alan yeni açıklamaların bilgi yoğunluğu içinde kaybolup gitmemesi için, aşağıda sirkülerin önemli görülen bir kısmı özetlenecektir. Bu konulardan bazılarıyla ilgili görüşlerimiz ise izleyen makalelerde ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
Sirkülerde yer alan önemli açıklamalar
60 sayılı KDV sirkülerinde yer alan önemli bazı açıklamalar aşağıda özetlenmiştir:
- Türkiye’de yerleşik bir mükellefin, yine Türkiye’de yerleşik bir başka mükellefe yurt dışında verdiği hizmetin verginin konusuna girmediği, doktor ve avukat örneği üzerinden açıklanmıştır. Bu açıklama, Türkiye’de katma değer vergisi yüklenildiği ancak hizmetin yurt dışında verildiği durumlarda, işlem hizmet ihracı sayılmadığı için yüklenilen KDV’nin iadesini ortadan kaldırması açısından önemlidir.
- Türkiye’deki bir firmanın yurt dışından ithal edeceği mallara ilişkin olarak yurt dışındaki firmalardan yurtdışında aldığı kalite kontrol ve benzeri hizmetler, hizmetten Türkiye’de yararlanıldığından, KDV’ye tabidir.
- İşin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemeler, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV’nin konusuna girmez.
- Gelir vergisi açısından gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlansa dahi, bir işletme veya müessesenin belirli bir bedel ve süre dahilinde başkasının kullanımına bırakılması şeklindeki işletme hakkının kiralanması işlemleri KDV’ye tabidir. Bu çerçevede örneğin; kamu kurum ve kuruluşlarınca verilen işletme hakkı devirleri KDV’ye tabi olacaktır.
- Hasılat paylaşımı ve gelir paylaşımı gibi yöntemlerle yapılan inşaat işlerinde, bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenlenir ve faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre %1 veya %18 oranında KDV hesaplanır.
- Yurt dışındaki müşteriler için ifa edilen hizmetler, hizmetin ifa edildiği dönemde, bedelin döviz olarak Türkiye’ye gelmesi beklenilmeden ihracat istisnası kapsamında beyan edilir. Bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim konusu yapılamayan vergilerin iadesi, hizmet bedeli döviz olarak Türkiye’ye gelmeden yerine getirilmez.
- Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlarda; finansal kiralama şirketi ile yatırımcı arasında yapılan sözleşmede belirtilen sürenin sonunda, makine-teçhizatın yatırımcının mülkiyetine geçmemesi veya yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, finansal kiralama şirketine yapılan teslim sırasında alınmayan vergi yatırımcıdan vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.
- Serbest bölge içinde gerçekleşen hizmet ifaları KDV’den istisnadır. Hizmeti ifa edenin serbest bölgede faaliyette bulunma ruhsatının olup olmamasının istisna uygulanmasına etkisi yoktur.
- Teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, KDV Kanunu’nun geçici 20. maddesinde sayılanlar dışındaki teslim ve hizmetler istisna kapsamına girmez. Dolayısıyla; oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımlar istisna kapsamında değildir. Bu yazılımların istisna kapsamında sayılmamasının gerekçesi sirkülerde yer almamaktadır. Açıklamada yer alan “gibi” ifadesinin hangi yazılımları nitelediği de anlaşılamamaktadır.
- Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan bir firmanın, bölgede ürettiği yazılım programı satışı ile bu yazılıma yönelik güncelleme işi KDV’den istisnadır. Güncelleme dışında bu yazılımla ilgili verilen bakım, destek hizmetleri istisna kapsamında yer almaz.
- İmalatçılardan ihraç kayıtlı olarak satın alınan malları ihraç edenlerin yüklendiği KDV için iade talebinde bulunabileceği KDV tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanması sonucu hesaplanan tutar ile ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan KDV arasındaki farkı aşamaz. Bu çerçevede, ihracatçıya yapılacak azami iade tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanarak hesaplanır.
- Geçmiş vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak bir düzeltme beyannamesi verilmesi halinde, en son KDV beyannamesi de dâhil olmak üzere aradaki tüm KDV beyanlarının buna göre düzeltilmesi gerekir. Ancak, düzeltme beyannamesinin verildiği dönemden en son vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesine kadar, bu düzeltme neticesinde aradaki vergilendirme dönemlerinde ödenecek bir vergi çıkmaması kaydıyla, her bir dönem için ayrı ayrı düzeltme beyannamesi verilmesine gerek yoktur. Bu tür durumlarda düzeltmenin yapıldığı vergilendirme dönemi ile en son vergilendirme dönemine ilişkin, düzeltme beyannamesi verilmesi yeterlidir.
- Finansal kiralamaya konu olup sözleşme süresi sonunda mülkiyeti kiracı şirkete geçen taşınmazların kiracı şirket tarafından satışında, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesindeki “Kurumların aktifinde iki tam yıl süreyle bulunma” koşulunun gerçekleşmesinde, taşınmazın kiracı şirket tarafından iktisap edildiği tarih esas alınır.
Değerlendirme
Takdire değer bir mükellef hizmeti olan ikincil mevzuatın toparlanması ve daha sistematik hale getirilmesi çalışmaları, önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır. Bu çalışmalar kapsamında yayımlanan dokümanlarda yer alan birçok görüş ve yoruma katılmamamız, bu çalışmaların değerini azaltmamaktadır.
Yapılan açıklamaların, vergi hukukçularının ve uygulamacıların görüş ve değerlendirmeleri ile yargı kararları çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi her zaman mümkündür.
Beklentimiz bu tür çalışmaların hızlandırılarak devam ettirilmesi, 60 sayılı KDV sirkülerinde olduğu gibi ilgililerin görüşlerinin alınması ve bu görüşlere olabildiğince değer verilmesidir.


Recep BIYIK / VERGİ PORTALI