1 Aralık 2011 Perşembe

Bedelli askere tazminat yok?

Son günlerin en çok konuşulan konularından birisi de bedeli askerlik oldu. Bedelli askerlikle birlikte, yaklaşık 450 bin kişinin bedelli askerlik beklentisine cevap verilmiş olacak.
Gerçekten çevremde bir çok kişinin mesleki durumlarından dolayı askere gidemediklerini görüyorum. Bedellinin bu durumda olanların mağduriyetlerini çözeceğini düşünüyorum. Ayrıca, en kısa zamanda profesyonel askerin, ordunun çoğunluğunu oluşturması gerekiyor. Yine, diğer bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, öğrencilerin yaz aylarında veya hafta sonlarında temel askerlik hizmetlerini tamamlayarak yaşamlarında askerlik sorununun olmayacağı bir model oluşturulması ve askeri hizmetlerin etkin ve vurucu gücü yüksek profesyonel askerlerce yerine getirilmesinin yararlı olacağı düşüncesindeyim. Askerlikle ilgili düşüncem bu. Ama, şimdi bedelli askerlikten yararlanmayı düşünenlerin bu parayı nereden, nasıl bulacağı konusu önem taşıyor.
Bedelli askerlik uygulamasının yürürlüğe girmesiyle 31 Aralık 2011 itibariyle (bu tarih dahil) 30 yaşından gün alanlar, 30 bin TL karşılığında bedelli askerliğe hak kazanacak ve 21 gün temel askerlik hizmetinden muaf tutulacak. 30 bin TL bedel, başvuru sırasında peşin ödenebileceği gibi, 15 bin TL’si başvuru sırasında, kalan 15 bin TL’si de başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde ödenebilecek. Askerde olanlar yararlanamayacak. Sadece henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış olanlar kapsama alındı. Yasanın resmi gazetede yayınlanıp yürürlüğe girmesinden itibaren bedelli tutarının ödenerek 6 ay içinde askerlik şubesine başvurulması gerekiyor. Yasadan yararlananların yoklama kaçağı ve bakaya durumlarından dolayı haklarında başlatılmış idari ve adli soruşturma varsa, sona erdirilecek. Bedelin yüksekliği dikkate alındığında, bir çok kişinin işyerinden ayrılarak kıdem tazminatını alıp, bedelli parası yapmayı düşündüğü görülüyor.
Kimlerin kıdem tazminatı alabileceği, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde yer almaktadır. Muvazzaf askerlik dolayısıyla iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda kıdem tazminatı alınması mümkündür. Yani, önceki bedelli askerlik uygulamalarında 21 gün temel askerlik hizmeti yapılmasından dolayı kıdem tazminatı ödenebiliyordu. Oysa bu kez 21 gün temel askerlik hizmeti yapılmayacak ve kişiler bedelli askerlik parasını yatırdıklarında bu yükümlülüklerini yerine getirmiş olacaklar. Dolayısıyla da muvazzaf askerlik dolayısıyla iş sözleşmesi feshedilmediği için kıdem tazminatı da ödenmeyecek.
Askerliği borçlanan vergiden düşebilir mi?
Bedelli askerlik yapanların bu hakları yanında, askerliğini fiilen yapanlar için de askerlikte er veya erbaş olarak silah altında yapanların da borçlanma hakkına değinmek istiyorum. Er veya erbaş olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen sürelerin emeklilik açısından borçlandırılması mümkündür. Askerlik yapmayanlar, muaf tutulanlar askerlik borçlanması yapamazlar. Borçlanma, günlük asgari ücret ile günlük asgari ücretin 6.5 katı arasında olmak üzere, sigortalının belirleyeceği günlük kazancın yüzde 32’sinin, borçlanılacak gün sayısı ile çarpılması suretiyle hesaplanacak.
Örneğin, asgari ücret 01.07.2011’den itibaren 837,00.-TL oldu. Bu tutar üzerinden hesaplama yapıldığında, 18 aylık askerlik borçlanması yapan bir 4/a sigortalısının (SSK’lı), en az 837,00.-TL X 0,32 = 267,84 TL üzerinden 18 aylık askerlik borçlanması karşılığı 18 X 267,84 = 4.821,12 TL olacaktır. Bunun bir ay içinde ödenmesi gerekiyor. Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacak.
Sigorta başlangıç tarihinden önce askerlik yapanların borçlanmaları halinde, hem sigortalılığın başlangıç tarihi borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür, hem de prim gün sayısı artar. Ancak askerden önce sigortalı olanlar için sadece prim gün sayısında artış getirir.
SGK’ya ödenen askerlik borçlanması priminin (ücretin gerçek safi tutarının hesaplanması sırasında) gider olarak indirilmesi gerekir.
Emeklilik aidatı ve sigorta primlerinin gider olarak indirilmesi kanunen kabul edilmiş olan kurumlara, kanunlarında öngörülen şekilde ücretten kesilmek suretiyle ödenen borçlanma aidat ve primlerinin miktarına ve nispetine bakılmaksızın, kesildiği aya ait gelir vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekir. Aidat toptan ödenmişse, tutara ulaşılıncaya kadar bu miktarın ücretlerin, vergiye tabi tutarından indirimi mümkün.
Resul Kurt

10 Ekim 2011 Pazartesi

Komisyon Ücretlerinde KDV Tevkifatı


T.C.
NEVŞEHİR VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü


Sayı : B.07.4.DEF.0.50.10.00-KDV-2-2 06/09/2011
Konu : Komisyon Ücretlerinde KDV Tevkifatı
Turizm seyahat acentelerine ödenen komisyon ücretlerine KDV tevkifatı yapılıp yapılma

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; sıcak hava balonu işletmeciliği yaptığınız, turizm seyahat acentelerine ödediğiniz komisyonlar karşılığında almış olduğunuz faturalarda, 110 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (B) bölümünde yapılan düzenlemeler uyarınca KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi istenilmektedir.
110 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (B/2) Tevkifat Uygulaması başlıklı bölümü ile turizm acentesi, rehber ve benzerlerince verilen bu Tebliğin (B/1) bölümündeki düzenlemeye konu hizmetlerde, KDV Kanununun (9/1) maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, bu Tebliğin yayımını izleyen günden itibaren geçerli olmak üzere, (2/3) oranında KDV tevkifatı uygulanması uygun görülmüştür.
.
Buna göre; turizm acentesi, rehber ve benzerleri tarafından turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara/mağazalara götürme karşılığında bu işletmelerden alınan bedeller üzerinden hesaplanan KDV tutarına (2/3) oranında tevkifat uygulanarak işletmeler tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
Söz konusu Tebliğdeki bu düzenleme uyarınca, Şirketinize getirilen turist kafileleri için, seyahat acentesi, rehber ve benzeri kişilere yapılan ödemelere ait KDV nin tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Doktora mecburi hizmet senedi




Doktora mecburi hizmet senedi

KHK taslağındaki hükümler doktoru zorlayacak. Uzmanlık eğitimini yapan hekimler senet imzalayacak. Mecburi hizmetini yerine getirmeyen asistan, devlete tazminat ödeyecek
Tam gün şokunu yaşayan doktorları üzecek yeni kararname de yolda. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) taslağındaki dikkat çekici iki yeni düzenleme, hekim dünyasında çok tartışılacak. Mezun olduktan hemen sonra 300 ila 600 gün arasında değişen sürelerde mecburi hizmetlerini yapan ve ancak o zaman diplomalarını alabilen hekimler, aynı zamanda uzman hekim olduktan sonra da mecburi hizmet yapmak zorundalar.
Mecburi hizmetini tamamlamayan hekimlerin mesleklerini icra etmelerine ne devlet kadrolarında ne de özel sektörde izin veriliyor.
Türkiye’de, mezun olmasına karşın; diplomasını mecburi hizmetini tamamlamadan alamayan tek meslek grubu olan hekimler şimdi bir zorunlulukla daha karşı karşıya. Yeni kararname taslağında ‘uzmanlık eğitimi yaptırılmasını’ düzenleyen maddede bir de senet imzalama zorunluluğu getirildi. 4 yıllık uzmanlık eğitimini yapan doktorlardan, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi’ alınacak. Böylece doktorun mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden görevinden ayrılması, müstafi sayılması, görevine son verilmesi veya devlet memurluğundan çıkarılması halinde, o güne kadar kendisine bakanlıkça yapılan tüm ödemeler faiziyle birlikte tahsil edilecek. Mecburi hizmetini yapmayan hekim, sadece mesleğinden olmayacak bir de üzerine senet ödeyecek.
YETERSİZ DOKTORA EĞİTİMBir başka düzenleme de Sağlık Meslekleri Kurulu ile ilgili. Kurul, mesleğinde yetersizliği tespit edilenlerle dikkatsiz ve özensiz davranışla ölüme veya fonksiyon kaybına neden olanların, mesleki yeterlilik eğitimine tutulmasına karar verebilecek. Sınavda başarısız olanlar meslek icrasından men edilecek.
Dilek GEDİK / ANKARA
kaynak : http://www.aksam.com.tr/doktora-mecburi-hizmet-senedi–72303h.html

Anonim Şirketlerin hisselerini geri alması hakkında

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giriyor.
Yürürlüğe giren maddelerden biri de “anonim şirketlerin kendi hisse senetlerini geri almalarıyla” ilgili..
Şu anda yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 329. Maddesi, bazı özel durumlar/istisnalar dışında, anonim, şirketlerin kendi hisse senetlerini geri almalarını yasaklıyor. Bu yasağı öngören yasa hükmü “emredici nitelikte” olup, yasağa uyulmaması halinde yapılan işlemin geçersizliği söz konusu.
.Ancak 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 379. maddesi ile bu uygulama ve bir anonim şirketin yüzde 10 oranını aşmayacak şekilde kendi hissesini geri almasına olanak sağlandı.
Buraya kadar tamam ama o da ne?
.Sermaye Piyasası Kurulu’nun 10 Ağustos 2011 tarihli toplantısında aldığı ilginç bir kararla, payları İMKB’de işlem gören anonim şirketlerin, kendi paylarını geri alabilmelerine, olanak sağlandı.
Başka bir anlatımla, 1 Temmuz 2012 tarihi gelmeden, “anonim şirketlerin kendi hisselerini geri alabilmelerine” ilişkin uygulama başlatıldı.
.İşte yazımızın başlığında “1 Temmuz 2012 tarihi geldi mi gelmedi mi?” derken, vurgulamak istediğimiz olay buydu..
1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek yasa hükmünü, Sermaye Piyasası Kurulu yürürlüğe koydu bile (Bu konuda ayrıca Doç.Dr.Korkut Özkorkut’un, BATİDER’in Ekim 2011 sonunda çıkacak olan sayısında yayımlanacak makalesine bakılmasında yarar var).
.
NE OLACAK ŞİMDİ?
.Şu anda, payları borsada işlem gören şirketlerin; grup şirketleri vasıtasıyla kendi paylarını almalarının mümkün olduğunu ve yatırım ortaklıkları ile aracı kurumların, kendi paylarını geri alabildiğini göz önüne alan ve pay geri alımlarının özellikle son dönemde dünya borsalarında ve İMKB’de görülen yoğun fiyat hareketlerinde, şirket pay fiyatlarındaki dalgalanmaların dengelenmesi yönünden şirketlere olanak sağlanması düşüncesiyle, Sermaye Piyasası Kurulu, yasa yürürlüğe girinceye kadar ortaya çıkabilecek sorunları gidermek amacıyla “iyi niyetli olarak”, böyle bir karar almış. Karar iyi niyetli ama hukuki açıdan “temelsiz ve yok hükmünde” olduğu da ayrı bir gerçek.
Yasa; “anonim şirketlerin kendi paylarını geri alabilmeleri 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girer” diyor. SPK ise 10 Ağustos 2011 tarih ve 26/767 sayılı kararıyla, “10 Ağustos 2011’de yürürlüğe koyuyorum” diyor!..
VERGİ BOYUTUOlayın bir de vergi boyutu var.Hisse senetleri borsada işlem gören bir şirket (aracı kurumlar ve yatırım ortaklıkları hariç) kendi paylarını SPK kararına uyarak örneğin 10 Ekim 2011’de satın aldı ve “zarar” etti diyelim. Bu zarar ne olacak?
Maliye olaya, yürürlükteki yasa hükümleri açısından bakar.
.
Böyle olunca inceleme elemanı, şirketin gider yazdığı milyonlarca lira zararı “kanunen kabul edilmeyen gider” olarak nitelendirip, şirkete ciddi tutarda vergi ve ceza uygular.
.Hisse senetleri borsada işlem gören şirketler aman dikkat!..Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe gireceği 1 Temmuz 2012’ye kadar bekleyin.
Boşu boşuna “Efendim, SPK kararı vardı, ona göre hareket ettik” demeyin. Maliyeciler, ortada yasa varken karara itibar etmezler, basarlar vergiyi ve cezayı…
.ŞÜKRÜ KIZILOT
Hürriyet.com

29 Eylül 2011 Perşembe

6098 SAYILI YENİ BORÇLAR İBRANAMEYE İLİŞKİN DÜZENLEMELER


İbraname; işçinin işten ayrılırken ücreti, fazla çalışma, yıllık ücretli izin alacağı, ihbar ve kıdem tazminatı vb alacaklarını aldığına, başka bir alacağı kalmadığına ilişkin imzaladığı belgedir ve iş sözleşmesinin sona erme anında düzenlenir.
İbraname ile ilgili 4857 sayılı iş kanunu ve 818 sayılı borçlar kanunu’nda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Ancak 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni borçlar kanunu’nun 420. maddesinde açık bir hükümle ibraname hakkında düzenlemeye gidilmiştir.
Artık işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesi yazılı olacaktır ve ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık süre geçtikten sonra imzalanacaktır.
İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüz olacaktır.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Mükellefler Ba Bs formlarında düzeltme yapabilirler mi? Düzeltme yapılması durumunda ceza uygulanır mı?

Mükellefler elektronik ortamda gönderip onayladıktan sonra, bildirimlerinde hata veya eksiklik bulunduğunu tespit etmeleri halinde, bunları yeniden düzenleyerek göndermek suretiyle düzeltme yapabilirler.
Ba ve Bs bildirim formlarından herhangi birinde hata yapıldığının belirlenmesi halinde, sadece hata yapılan bildirim formunun düzeltilerek gönderilmesi gerekmektedir.
Düzeltme işlemlerinde, hatalı veya eksik olarak düzenlenmiş bulunan bildirim formları tamamen iptal edilmekte ve düzeltmeleri içerecek sekilde düzenlenerek verilen bildirim formu geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla, düzeltme amacıyla düzenlenen bildirim formlarının, daha önce bildirimde bulunulmamıs gibi tüm alıs-satıs bilgilerini içerecek şekilde doldurulması gerekmektedir.
Bildirimlerin verilme süresi içerişinde yapılan düzeltmelerde herhangi bir ceza uygulanmayacak olup, bu süre geçtikten sonra yapılan düzeltmelerde ise, düzeltilen her bir form için ayrı ayrı olmak üzere Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca işlem yapılacaktır. 
da verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilmez, takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası (6009 sayılı Kanunun 12 inci maddesiyle değişen ibare Yürürlük; 01.08.2010) 1/5 oranında uygulanır.
Elektronik ortamda beyanname ile bildirim ve form verme mecburiyetine uymayanlara bu maddeye göre ceza kesilmesi halinde, 352 nci maddenin birinci derece usulsüzlüklerle ilgili (1) numaralı bendi ile ikinci derece usulsüzlüklerle ilgili (7) numaralı bendi uyarınca ayrıca ceza kesilmez.)

Kendi şirketinizden ücret alıyor musunuz ? / Şükrü Kızılot

“NE ücreti şirket zaten benim” demeyin.
Bir daha soruyorum; “Şirketinizden ücret alıyor musunuz?”Alıyorsanız, bu yazıyı okumasanız da olur.
“Almıyorum” diyorsanız, bu yazıyı dikkatle okuyun.
YAYGIN UYGULAMA Türkiye’deki şirketlerin büyük kısmı aile şirketi.Eşi, çocuğu, babası, annesi ya da yakın akraba veya arkadaşına, yüzde 1 ya da 5-10 hisse veriyor. Çoğunluk hisse kendine ait oluyor.Yaygın uygulama bu şekilde.
“Şirketin sahibi” diyebileceğimiz büyük hissedar, para lazım oldukça, ihtiyacı kadar alıyor. “Kâr dağıtıldığında, yüzde 15 stopaj (vergi) var” diye şirket kâr da dağıtmıyor.
GELİRİNİZ NE?Geçenlerde, büyük bir anonim şirketin, yönetim kurulu başkanı olan babaya ve yönetim kurulu üyesi olan iki oğluna sordum;– Sizin geliriniz ne?Espri yaptığımı düşünerek önce tebessüm ettiler. Ardından soruyu tekrarlayınca;– İşte, şirket var ya Hocam…– Tamam şirket var ama ben onu sormuyorum. Sizin şahsi geliriniz ne? Örneğin banka kredi kartı ödemeleri, çocukların okul gideri, yeme-içme-giyim, aidat, evdeki kadının ücreti, tatil vb. giderleriniz var. Peki sizin kişisel geliriniz ne?Birbirlerine baktılar, düşündüler ve baba şaşkınlıkla konuştu;– Evet, bizim kişisel gelirimiz yok. Böyle bir soru hiç aklımıza gelmemişti. Her ay bir sürü harcama yapıyoruz ama kişisel gelirimiz yok.
– Tahmin etmiştim… Aile şirketlerinde genellikle böyle oluyor. Hepiniz ya her ay şirketten belli bir ücret alın ya da her yıl kâr dağıtın.
KASA YA DA ALACAKLAR ŞİŞİYOR
Şirketin ortaklara verdiği paralar;
1. Ya “ortaklardan alacak” olarak deftere yazılıyor (Genellikle bu alacağa faiz de yürütülmüyor).
2. Ya da ödeme yapılıyor ama para kasada duruyormuş gibi gözüküyor. O da kasayı şişiriyor. Kasada 200-300 hatta 900 bin, 2 milyon lira gibi nakit para gözükebiliyor. Bu da inceleme elemanlarınca kabul edilmiyor. Hele banka kredisi kullanan şirketlerde hiç kabul edilmiyor.
Ondan sonra… “kırk katır mı kırk satır mı?” uygulaması başlıyor.
1. Örtülü kazanç dağıtımı yönünden kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezası 2. Kâr dağıtımı nedeniyle yüzde 15 stopaj ve ceza 3. Kâr payı (ya da temettü) vergisi ve ceza 4. KDV ve ceza uygulanıyor.Ayrıca uygulanan gecikme faizi de var. Bitmedi, Yeni Türk Ticaret Kanunu’na göre de ayrıca yaptırımı var.
Aman dikkat!.. Bu olay çok önemli.
HAMAMDAKİ ÇIPLAKYukarıdaki konu bize “hamamdaki çıplak” fıkrasını hatırlattı.Adamın biri, hamamda yıkanıp çıktıktan sonra, hamamcıya gidip kazağının çalındığını söylemiş. Hamamcı da özür dileyip kazağın parasını ödemiş. Ayrıca hamam parasını da almamış. İzleyen hafta, yine aynı kişinin bu kez gömleği çalınmış. Hamamcı gömleğin parasını ödeyip, hamam parasını almamış. Sonraki hafta, aynı adam pardösüsünün çalındığını belirtince, hamamcı dayanamamış;– Bak arkadaş, pardösünün parasını da ödüyorum ama sana pek inanmıyorum. Seni bundan sonra hamama almayacağım. Ancak, bir daha şunum çalındı, bunum çalındı demeyeceksen, gelebilirsin demiş. Adam da kabul etmiş. Aksilik o ya ertesi hafta hamamdan çıktığında bir de bakmış ki, tüm elbiseleri, iç çamaşırları da dahil çalınmış. Dayanamamış ve hamam tasını da öne tutarak hamamcının karşısına dikilmiş;
– Tamam arkadaş, şu eşyam çalındı bu eşyam çalındı demeyeceğim ama Allah aşkına söyle, ben de hamama böyle gelmiş olamam değil mi?..
Kaynak: Hürriyet Gazetesi